Ali Kuşçu’nun Bilime Katkıları

Ali Kuşçu’nun bilime katkıları en çok astronomi ve matematik alanında görülür. Semerkant Rasathanesi’nde Uluğ Bey’in yıldız cetvelinin hazırlanmasına katıldı. İstanbul’un enlem ve boylamını yeniden ölçtü, astronomi ve hesap üzerine ders kitapları yazdı. Fatih Sultan Mehmed döneminde Ayasofya Medresesi’nde ders vererek Osmanlı’da matematik bilimlerinin canlanmasını sağladı.

Hızlı Özet

  • Asıl adı Alâeddin Ali’dir; babası Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olduğu için “Kuşçu” lakabını aldı.
  • Semerkant’ta Uluğ Bey, Kadızâde-i Rûmî ve Kâşî’den ders aldı.
  • Zîc-i Uluğ Bey’in önsözünde adı anılan üç astronomdan biridir.
  • İstanbul’un boylamını 59, enlemini 41 derece 14 dakika olarak belirledi.
  • Fatih’e ithaf ettiği Fethiyye, 1548 ve 1824’te Türkçeye çevrildi.
  • 1474’te İstanbul’da öldü ve Eyüp Sultan civarına defnedildi.

İçindekiler

Ali Kuşçu Kimdir?

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Ali Kuşçu’nun asıl adı Alâeddin Ali, babasının adı Muhammed’dir. XV. yüzyılın başlarında Semerkant’ta doğduğu tahmin edilir. Babası Timurlu hükümdarı Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olduğu için “kuşçu” lakabıyla anıldı.

Ali Kuşçu astronomi ve matematiğin yanı sıra kelam ve dil bilgisi alanlarında da eser verdi. Ansiklopediye göre eserlerinin çoğu şerh ve haşiye türündedir. Ali Kuşçu’nun bilime katkıları bu yüzden yalnız yeni hesaplarla değil, öğretim geleneği ile de ilgilidir. Kelam alanındaki Tecrîd şerhi, en çok okunan eserlerinden biri oldu.

Semerkant Yılları

Ansiklopediye göre Ali Kuşçu, matematik ve astronomideki temel bilgileri Uluğ Bey, Kadızâde-i Rûmî ve Gıyâseddin Cemşîd el-Kâşî’den aldı. Bursalı olan Kadızâde, Uluğ Bey ile Ali Kuşçu arasında bağ kurmuş olabilir. Rivayete göre Ali Kuşçu bir süre gizlice Kirman’a gitti. Orada Ay’ın evreleriyle ilgili bir risale yazarak Uluğ Bey’e sundu. Ansiklopediye göre Tûsî’nin Tecrîd adlı eserini de burada okudu ve ona bir şerh yazdı.

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Semerkant Rasathanesi’nin inşası 1420-1421 yıllarında başladı. Uluğ Bey, rasathanenin bizzat başında bulunarak gözlemlere katıldı. Ansiklopediye göre Zîc-i Uluğ Bey’in önsözünde katkılarından dolayı üç astronomun adı anılır: Kâşî, Kadızâde-i Rûmî ve Ali Kuşçu. Rasathanenin kalıntıları 1908’de yapılan kazılarla ortaya çıkarıldı.

Ansiklopediye göre Semerkant’taki çalışmalar, Nasîrüddîn-i Tûsî’nin Merâga Rasathanesi’ndeki birikimle yakından ilişkiliydi. Kâşî de Semerkant’a geldiğinde Uluğ Bey’e İlhanlı zîcini tamamlayan bir eser sunmuştu. Zîc geleneğinin daha eski kökleri Hint astronomisine uzanır. Bu bağlantıyı Eski Hintlilerin dünya tasavvuru yazısında ele aldık.

Ansiklopediye göre Uluğ Bey, Ali Kuşçu’yu Çin’e de gönderdi. Ali Kuşçu dönüşünde dünyanın yüzölçümünü ve bir meridyen derecesinin uzunluğunu hesapladı. Bu görev, Uluğ Bey’in bilimsel ilgisinin genişliğini de gösterir. Ali Kuşçu’nun bilime katkıları arasında bu ölçümler, coğrafya açısından da önemlidir. Coğrafya alanındaki öncü isimleri ünlü coğrafyacılar yazısında derledik.

Ali Kuşçu’nun Bilime Katkıları

İstanbul’a Gelişi

Uluğ Bey 1449’da öldürülünce Ali Kuşçu koruyucusuz kaldı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hacca gitmek üzere yola çıktı ve Tebriz’e uğradı. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan onu elçi olarak Fatih Sultan Mehmed’e gönderdi. Fatih, ilmine hayran kalarak onu İstanbul’a davet etti.

Ansiklopediye göre Fatih, 1473’te Uzun Hasan üzerine yaptığı sefere Ali Kuşçu’yu da götürdü. Dönüşte onu Ayasofya Medresesi’ne müderris olarak atadı. Bu atama İstanbul’da astronomi ve matematik çalışmalarına canlılık getirdi. Ansiklopediye göre onun derslerini ilim adamları bile takip ederdi.

Rivayete göre Ali Kuşçu, Molla Hüsrev ile birlikte Sahn-ı Seman medreselerinin programını düzenlemekle görevlendirildi. Medreselerde matematik ve astronomi derslerinin ağırlık kazanmasında onun etkisi büyük oldu. Osmanlı medrese düzenini Osmanlı eğitim sistemi yazısında anlattık.

Ali Kuşçu’nun Bilime Katkıları: Astronomi

Ali Kuşçu’nun bilime katkıları içinde en somut olanlardan biri, İstanbul’un konumunu yeniden ölçmesidir. Ansiklopediye göre şehrin daha önce 60 derece kabul edilen boylamını 59 derece olarak düzeltti. Enlemini ise 41 derece 14 dakika olarak belirledi. Fatih Camii’nde onun yaptığı bir güneş saati de bulunur. Bu ölçümler, şehrin haritalarda doğru yere yerleştirilmesi için önemliydi.

Ali Kuşçu, Uluğ Bey’in zîcine Farsça bir şerh yazdı. Ansiklopediye göre bu şerh, bir zîc için gerekli bütün bilgileri içerir. Zîc-i Uluğ Bey sonraki yüzyıllarda Latinceye ve Sanskritçeye de çevrildi. Ali Kuşçu’nun torunu Mîrim Çelebi de bu zîc üzerine şerh yazan astronomlar arasındadır.

Fatih’e sunduğu “er-Risâletü’l-Fethiyye”, Osmanlı medreselerinde uzun süre okutulan bir astronomi kitabı oldu. Ansiklopediye göre eser, Kanuni’nin emriyle 1548’de Halep’te Türkçeye çevrildi. Mühendishane başmüderrisi Seyyid Ali Paşa da eseri 1824’te “Mir’âtü’l-Âlem” adıyla yeniden tercüme etti.

Matematikteki Katkıları

Ali Kuşçu hesap ilmine dair iki önemli eser yazdı. Farsça “Risâle fi’l-Hisâb” üç bölümden oluşur. Arapça “er-Risâletü’l-Muhammediyye” ise bir giriş ve beş bölümden meydana gelir ve Fatih’e ithaf edilmiştir. Ansiklopediye göre bu iki eserin birbirinin tercümesi olup olmadığı tartışmalıdır. Muhammediyye’nin müellifin kendi el yazısıyla bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunur.

Ali Kuşçu’nun bilime katkıları öğrencileri aracılığıyla da sürdü. Ansiklopediye göre yetiştirdiği talebeler arasında torunu Mîrim Çelebi ile Molla Lutfi en meşhurlarıdır. Bu öğrenciler, Osmanlı’da matematik bilimlerinin XVI. yüzyıla taşınmasında rol oynadı.

Dünyanın Hareketi Tartışması

Ali Kuşçu’nun bilime katkıları arasında en çok tartışılanı, dünyanın hareketiyle ilgili görüşleridir. Bilim tarihçisi F. Jamil Ragep’in çalışmalarına göre Ali Kuşçu, Tûsî’nin Tecrîd’ine yazdığı şerhte önemli bir iddia ortaya attı. Ona göre dünyanın dönmediği gözlemle kanıtlanamazdı. Astronominin Aristo fiziğine bağlı kalmadan da yapılabileceğini savundu.

Bu görüş, dünyanın döndüğünü kesin olarak ileri sürmek anlamına gelmez. Ancak dönemin genel kabulünü sorgulaması bakımından dikkat çekicidir. Ragep bu görüşü, astronomiyi felsefeden bağımsız kılma çabasının bir parçası olarak değerlendirir. Bazı araştırmacılar, bu tartışmaların Avrupa’daki gelişmelerle bağlantısını da incelemektedir. Konu bugün de tartışılıyor.

Ali Kuşçu Hangi Eserleri Yazdı?

TDV İslâm Ansiklopedisi, Ali Kuşçu’nun eserlerini astronomi-matematik, kelam-fıkıh usulü ve dil bilgisi olarak üç grupta toplar. Başlıcaları şunlardır:

  • Risâle fi’l-Hey’e: Farsça astronomi risalesi; Molla Pervîz eseri Türkçeye çevirdi.
  • er-Risâletü’l-Fethiyye: Fatih’e ithaf edilen Arapça astronomi kitabı.
  • er-Risâletü’l-Muhammediyye: Fatih’e ithaf edilen hesap kitabı.
  • Şerh-i Zîc-i Uluğ Beg: Uluğ Bey’in zîcine Farsça şerh.
  • eş-Şerhu’l-Cedîd ale’t-Tecrîd: Tûsî’nin kelam eserine yazdığı ünlü şerh.
  • Unkûdü’z-Zevâhir: Sözlük, sarf ve iştikak üzerine bir eser.

Ansiklopediye göre Tecrîd şerhi üzerine Celâleddin ed-Devvânî ile Sadreddîn-i Şîrâzî arasında uzun bir ilmî tartışma yaşandı. Bu da Ali Kuşçu’nun bilime katkıları ile kelam tartışmalarının iç içe olduğunu gösterir. Ansiklopediye göre Kutbüddîn-i Şîrâzî’nin bir eserine yazılan şerhin ona ait olduğu ise kesin değildir.

Osmanlı Bilimindeki Yeri

Ali Kuşçu’nun İstanbul’a gelişi, Semerkant ve Merâga’da gelişen astronomi geleneğinin Osmanlı’ya aktarılması anlamına geliyordu. Torunu Mîrim Çelebi ve öğrencileri bu geleneği XVI. yüzyıla taşıdı. Takiyüddin’in 1577’de İstanbul’da kurduğu rasathane de bu birikimden beslendi. Fatih’in âlimleri himaye etmesini Osmanlı padişahları ve kültürel miras yazısında anlattık.

Sık Sorulan Sorular

Ali Kuşçu’nun bilime katkıları nelerdir?

Semerkant Rasathanesi’nin çalışmalarına katıldı, İstanbul’un enlem ve boylamını ölçtü ve astronomi ile hesap kitapları yazdı. Ayasofya Medresesi’ndeki dersleriyle Osmanlı’da matematik bilimlerini canlandırdı.

Ali Kuşçu’nun bilime katkıları arasında en önemli eseri hangisidir?

Fatih’e ithaf ettiği “er-Risâletü’l-Fethiyye” astronomi alanında en etkili eseridir. Eser 1548 ve 1824’te Türkçeye çevrildi.

Ali Kuşçu hangi padişah döneminde İstanbul’a geldi?

Fatih Sultan Mehmed döneminde geldi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın elçisi olarak tanıştığı Fatih, onu İstanbul’a davet etti.

Ali Kuşçu nerede öldü?

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 15 Aralık 1474’te İstanbul’da öldü ve Eyüp Sultan Türbesi civarına defnedildi.

Ali Kuşçu’ya neden “Kuşçu” denir?

Babası, Uluğ Bey’in doğancıbaşısıydı. Doğancıbaşı, hükümdarın av kuşlarından sorumlu görevliydi. Bu yüzden aile “kuşçu” lakabıyla anıldı.

Sonuç

Ali Kuşçu’nun bilime katkıları, Semerkant’taki astronomi geleneğini İstanbul’a taşımasıyla öne çıkar. Uluğ Bey’in rasathanesinde yetişti, İstanbul’un konumunu ölçtü ve uzun süre okutulan ders kitapları yazdı. Dünyanın hareketi konusundaki görüşleri de bilim tarihçilerinin ilgisini çekmeye devam ediyor. Ali Kuşçu, Osmanlı bilim tarihinin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilir. Eserlerinin yazma nüshaları bugün İstanbul kütüphanelerinde korunmaktadır.

Kaynaklar

Yorum yapın