Hindistan İslamla tanışması hangi halife döneminde olmuştur sorusunun iki aşamalı bir cevabı vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Sind’e ilk deniz seferi Hz. Ömer zamanında, 636’da yapıldı ama sonuçsuz kaldı. İslam’ın bölgeye kalıcı girişi ise Emevî Halifesi I. Velîd döneminde, Muhammed bin Kāsım’ın 711-712’deki Sind fethiyle gerçekleşti.
Hızlı Özet
- Arapların Hint kıyılarıyla ticari ilişkileri İslam’dan önceye uzanır.
- Sind’e ilk deniz seferi Hz. Ömer döneminde, 636’da yapıldı ve sonuçsuz kaldı.
- Sind, Emevî Halifesi I. Velîd zamanında Muhammed bin Kāsım tarafından fethedildi.
- Muhammed bin Kāsım, Budistlere ve Hindulara din hürriyeti tanıdı.
- İslam alt kıtada daha çok ihtida, ticaret ve göçlerle yayıldı.
İçindekiler
- Kısa cevap
- İslam’dan önce Araplar ve Hint dünyası
- Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemleri
- I. Velîd ve ikinci fetih dalgası
- Muhammed bin Kāsım ve Sind’in fethi
- İslam’ın yayılması
- Sonraki Müslüman devletler
- Sık sorulan sorular
Hindistan İslamla Tanışması Hangi Halife Döneminde Olmuştur?
Bu soruya verilen en yaygın cevap Emevî Halifesi I. Velîd’dir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre İslam, alt kıtaya 710-711 yıllarında Muhammed bin Kāsım komutasındaki Arap kuvvetlerinin Sind’i fethiyle girdi. Ancak ilk temas daha eskidir. Ansiklopedinin Sind maddesine göre bölgeye ilk deniz seferi Hz. Ömer zamanında yapıldı ve ilgi Hz. Osman ile Hz. Ali dönemlerinde de sürdü.
Kısacası tanışma bir anda olmadı. Önce tüccarlar geldi, sonra küçük çaplı seferler yapıldı. Kalıcı siyasi hâkimiyet ise Emevîler döneminde kuruldu.
İslam’dan Önce Araplar ve Hint Dünyası
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Hint diyarı ile Arap dünyası arasındaki ilişkiler İslam öncesine dayanır. Arabistanlı tüccarlar Hint kıyılarına kadar gider, aldıkları malları Mısır ve Suriye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırırdı. Zamanla Arabistan kıyılarında Hint, Hint kıyılarında da Arap kolonileri oluştu. Özellikle Gucerât, Maldiv ve Malabar kıyılarında yoğun bir Arap yerleşimi vardı.
Ansiklopediye göre Hz. Peygamber, bir Hint racasının gönderdiği zencefil turşusunu ashabıyla paylaşmıştır. Hint kökenli Zut kabilesi de çok erken dönemde Arap yarımadasına yerleşmişti. Hz. Peygamber zamanında bazı münferit ihtida olaylarından da söz edilir. Bu yüzden İslam, alt kıtanın kıyılarında önce tüccarlar aracılığıyla tanındı.
Ansiklopediye göre Serendib, yani Seylan halkı Hz. Peygamber hakkında bilgi almak için Arabistan’a bir elçi gönderdi. Elçi Medine’ye vardığında Hz. Peygamber vefat etmişti ve o sırada halife olan Hz. Ömer’den bilgi aldı. Elçi dönüş yolunda öldü, yardımcısı ise halkına Resûlullah’ın ve ashabın hayatını anlattı. Ansiklopediye göre o dönemde Araplar arasında Hindistan “akıl ve hikmet ülkesi” diye meşhurdu.
Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali Dönemlerinde Sind
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Araplar Sind’e ilk kez Hz. Ömer zamanında denizden bir sefer düzenledi. 15 (636) yılındaki bu sefer sonuçsuz kaldı. Müslümanların Sind’e ilgisi Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde de devam etti. Ancak bu girişimler bölgede kalıcı bir hâkimiyete dönüşmedi. Ansiklopediye göre o sırada Sind’de Hindu Racpûtlar hâkimdi ve onlardan rahatsız olan Budistler, Müslümanları bir kurtarıcı gibi görüyordu.
Sind, bugünkü Pakistan’ın güneydoğusunda İndus nehri çevresinde uzanan bölgedir. Ansiklopediye göre adı Sanskritçe “nehir” anlamındaki sindhu kelimesinden gelir. Aynı kelime Eski Farsçada Hindu, Grekçede Indos, Latincede Indus biçimini aldı. Yani “Hint” adı da aslında bu nehrin adından türemiştir.
Emevî Halifesi I. Velîd ve İkinci Fetih Dalgası
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre I. Velîd, babası Abdülmelik’in ölümü üzerine Ekim 705’te halife oldu. Ansiklopediye göre Velîd, Hulefâ-yi Râşidîn dönemindeki ilk büyük fetihlerden altmış yıl sonra İslam tarihinin ikinci büyük fetih hareketini başlattı. Kuteybe bin Müslim Mâverâünnehir’de, Târık bin Ziyâd ve Mûsâ bin Nusayr ise İspanya’da ilerledi. Ansiklopediye göre Kuteybe, ticaret yollarının kesiştiği Semerkant’ı da 711-712’de fethetti.
Ansiklopediye göre I. Velîd döneminde doğu cephesindeki ikinci fetih hareketi Sind’de gerçekleşti. Velîd, Irak valisi Haccâc bin Yûsuf’u görevde bırakmıştı. Sind seferini hazırlayan ve komutanını seçen de Haccâc oldu. Bu yüzden Sind’in fethi, Velîd’in hilafeti ve Haccâc’ın valiliği döneminin eseridir.
Muhammed bin Kāsım ve Sind’in Fethi
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Muhammed bin Kāsım 691-92 yılında Basra’da doğdu ve Haccâc’ın akrabasıydı. Sind Racası Dâhir, Mekrân’daki Müslümanlara ve Müslüman ticaret gemilerine düşmanca davranıyordu. Haccâc’ın gönderdiği ilk iki komutan savaşta şehit düştü. Bunun üzerine Haccâc, genç Muhammed’e 6000 kişilik bir ordu ve 60 milyon dirhem verdi.
Ansiklopediye göre Muhammed 711’de Mekrân’a vardı, Kannezbûr ve Ermâil’i fethetti. Ardından Deybül limanını kuşattı. Üç ay süren kuşatma, alt kıtada ilk kez kullanılan mancınıkla ünlü kulenin yıkılmasıyla sona erdi ve şehir 712’de düştü. Muhammed burada bir cami yaptırdı ve merkezden gönderilen 4000 kişiyi iskân etti. Ardından Nîrûn, Sivîstan ve Bağrûr’u kan dökmeden aldı.

Raca Dâhir, 20 Haziran 712’deki savaşta hayatını kaybetti. Ansiklopediye göre bu savaştan sonra Rûr, Brahmanâbâd ve Mültan da alındı. 711-715 yılları arasındaki fetihlerle bugünkü Belucistan’dan Kathiavar’a kadar bütün İndus vadisi İslam hâkimiyetine girdi. Sind’in önemli bir kısmı ise barış yoluyla fethedildi. Ansiklopediye göre Mültan’ın fethinden etkilenen Bailman racası da kendi isteğiyle İslam hâkimiyetini kabul etti.
Muhammed bin Kāsım halka can ve mal güvenliği verdi. Ansiklopediye göre Budistlere ve Hindulara din hürriyeti tanıdı, tapınaklarına dokunmadı. Ancak 715’te I. Velîd ölünce yerine geçen Süleyman, Haccâc’ın adamlarını cezalandırmaya başladı. Muhammed de zincire vurulup Irak’a gönderildi ve Vâsıt’ta zindanda öldü.
Ansiklopediye göre Muhammed, Kannevc Krallığı üzerine yürümeye hazırlanıyordu; Haccâc’ın ve ardından I. Velîd’in ölümü bu planı yarıda bıraktı. Ölümüne Sind’deki Müslümanlar kadar gayrimüslimler de üzüldü. Çünkü herkese din ve vicdan özgürlüğü tanımıştı. Onun ayrılışından sonra oğlu Amr, Mansûre şehrini kurdu ve bölgenin merkezini oraya taşıdı.
İslam Alt Kıtada Nasıl Yayıldı?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre İslam, Hint alt kıtasında fetih, ihtida, kolonileşme ve göçler yoluyla yayıldı. Ansiklopedi bunlar arasında ihtidanın önemini özellikle vurgular. Muhammed bin Kāsım’ın yerli halka müsamahalı davranması İslam’ı cazip hâle getirmişti. Halka cizye karşılığında ekonomik istikrar ve mevcut statülerinin korunacağı sözü verilmişti.
Ansiklopediye göre Halife Ömer bin Abdülazîz, ele geçirilen yerlerdeki Hindu racalarına mektup gönderdi. Müslüman olurlarsa Müslümanlarla aynı haklara kavuşacaklarını bildirdi. Bu dönemde Cay Sing ve bazı racalar İslam’ı kabul etti. Sind’de Müslümanların yerleştiği ilk bölge Deybül çevresiydi; ardından Mansûre gibi kültür merkezleri kuruldu.
Emevîlerden sonra hilafet Abbâsîlere geçti ve bölge onların döneminde de İslam dünyasıyla bağını sürdürdü. Bu dönemi Abbâsîler dönemi yazısında ele aldık. Hint dünyasının eski evren tasavvurunu ise Eski Hintliler dünyayı neye benzetmiştir? yazısında anlattık.
Sind’den Sonra: Gazneliler, Delhi Sultanlığı ve Bâbürlüler
Ansiklopediye göre Sind, Abbâsîler döneminde de hilafete bağlı kaldı ve IX. yüzyılda Hebbârîler bölgeyi yönetti. Gazneli Mahmud 1010’da Sind’i tamamen ele geçirdi. XIII. yüzyılın başında bölge Delhi Sultanlığı’na geçti. Bâbürlü hükümdarı Ekber Şah ise Sind’i 1573 ve 1591’de iki aşamada ülkesine kattı.
Hilafet kurumunun sonraki yüzyıllardaki serüvenini Halifelik Osmanlı’ya nasıl geçti? yazısında anlattık.
Sık Sorulan Sorular
Hindistan İslamla tanışması hangi halife döneminde olmuştur, kısaca?
Kalıcı tanışma, Emevî Halifesi I. Velîd döneminde Muhammed bin Kāsım’ın Sind fethiyle oldu. İlk deniz seferi ise Hz. Ömer zamanında yapılmıştı.
Hindistan İslamla tanışması hangi halife döneminde olmuştur sorusunda neden Hz. Ömer de anılır?
DİA’ya göre Sind’e ilk deniz seferi onun zamanında, 636’da yapıldı. Ancak bu sefer sonuçsuz kaldı.
Sind’i kim fethetti?
Irak valisi Haccâc bin Yûsuf’un gönderdiği genç komutan Muhammed bin Kāsım es-Sekafî.
Deybül nerededir?
Sind kıyısında, bugünkü Karaçi yakınlarında bulunan eski bir liman şehridir.
İslam alt kıtada yalnızca savaşla mı yayıldı?
Hayır. DİA’ya göre fetih, ihtida, kolonileşme ve göçler birlikte rol oynadı; ihtidanın payı büyüktür.
Sonuç
Hindistan İslamla tanışması hangi halife döneminde olmuştur sorusunun en doğru cevabı iki aşamalıdır. İlk temas ticaret yoluyla daha erken kuruldu; Sind’e ilk deniz seferi de Hz. Ömer zamanında yapıldı. İslam’ın bölgeye kalıcı girişi ise Emevî Halifesi I. Velîd döneminde, Muhammed bin Kāsım’ın 711-712’deki Sind fethiyle gerçekleşti. Sonraki yüzyıllarda din, daha çok ihtida ve ticaret yoluyla yayıldı.