Osmanlı’da Harem Sistemi Nasıldı?

Osmanlı’da harem, padişahın annesi, eşleri, çocukları ve câriyeleriyle birlikte yaşadığı saray bölümüydü. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Topkapı Sarayı’nın Harem Dairesi yaklaşık 380 yıl hanedanın ikametgâhı oldu. Harem; kendi hiyerarşisi, eğitim düzeni ve görevlileri olan köklü bir kurumdu. Dairenin en itibarlı kişisi her zaman vâlide sultandı.

Hızlı Özet

  • Harem, Topkapı Sarayı’nda padişah ailesinin yaşadığı ayrı ve korunan bölümdü.
  • Haremin en yetkili kişisi vâlide sultandı.
  • Câriyeler haremde eğitim görür, çoğu evlendirilerek saraydan çıkarılırdı.
  • Harem görevlilerinin başında Dârüssaâde ağası, yani kızlar ağası vardı.
  • Padişah ailesi XVI. yüzyılın ortalarına kadar Eski Saray’da yaşardı.

İçindekiler

Osmanlı’da Harem Neydi?

Harem kelimesi, girilmesi yasak ve korunan yer anlamına gelir. Osmanlı sarayında ise padişahın ailesinin yaşadığı özel bölümün adıydı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bu bölüm için Dârüssaâde tabiri de kullanılırdı. Padişahın özel dairesi de burada bulunurdu.

Ansiklopediye göre saray; Harem, Enderun ve Bîrun denilen üç ayrı teşkilatla yönetiliyordu. Enderun, devlet hizmetine adam yetiştiren saray okuluydu. Bîrun ise sarayın dış hizmetlerini yürütürdü. Harem bu düzenin en kapalı ve en korunaklı parçasıydı.

Harem yalnızca padişahın eşlerinden oluşmazdı. Burada hanedanın kadın üyeleri, şehzadeler, câriyeler ve çok sayıda görevli yaşardı. Bu yüzden harem, bir ailenin evi olduğu kadar düzenli bir saray kurumuydu.

Harem Sarayın Neresindeydi?

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Topkapı Sarayı’nda harem, ikinci ve üçüncü avluların sol tarafında, Haliç’e bakan yönde ayrı bir mekândı. Yapılanması ve genişlemesi büyük ölçüde Kanuni Sultan Süleyman’ın uzun saltanatına dayanır. Eklemeler XIX. yüzyılın ortalarına kadar sürdü. İhtiyaç oldukça eklenen odalar ve köşkler, bölüme karmaşık bir yapı kazandırdı.

Ansiklopediye göre haremin önemli bölümleri arasında Vâlide Sultan Taşlığı, III. Murad Köşkü ve Şehzadeler Mektebi sayılır. Zülüflü Baltacılar Koğuşu, III. Osman Köşkü ve Yemiş Odası da bu bölümlerdendir.

Padişah ailesi ilk dönemlerde Topkapı’da yaşamıyordu. Ansiklopediye göre aile, XVI. yüzyılın ortalarına kadar bugünkü İstanbul Üniversitesi merkez binasının yerindeki Eski Saray’da otururdu. Hürrem Sultan, kayınvalidesi Hafsa Sultan’ın 1534’te ölümünden sonra Yeni Saray’a, yani Topkapı’ya taşındı. Topkapı’da sürekli oturan ilk vâlide sultan ise III. Mehmed’in annesi Safiye Sultan’dır.

Bu taşınmanın arka planını Hürrem Sultan gerçekten kimdi? yazısında anlattık.

Haremde Kimler Yaşardı?

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre haremin mensupları padişahın annesi, kızları, kız kardeşleri ve eşleriydi. Halalar ve kardeş çocukları gibi hanedana mensup kadınlar da burada yaşardı. Haremin diğer üyeleri saraya hediye edilen ya da satın alınan câriyelerdi. Şehzadeler de haremde büyürdü.

Hanedan üyelerinin unvanları da belliydi. Ansiklopediye göre baba tarafından hanedana mensup erkeklere önceleri çelebi, sonraları şehzade denirdi. Kızlara sultan unvanı verilir, anne tarafından akraba olanlara beyzade ve hanım sultan denirdi. Padişahın eşleri ise kadınefendi ve haseki unvanlarını alırdı.

Ansiklopediye göre Fatih dönemine ait 1478 tarihli kayıtta saray nüfusu 726 kişi civarındadır. Bu kayıtta harem yer almaz. Harem ve hükümdarın yakın hizmetindekilerle birlikte saray halkının 1500 kişiyi aştığı söylenebilir.

Ansiklopediye göre babaları ya da eşleri tahtta olmayan hanedan kadınları Eski Saray’da otururdu. Bu yüzden Eski Saray, harem teşkilatının bir uzantısı sayılır.

Osmanlı’da Harem Sistemi Nasıldı?

Harem Hiyerarşisi Nasıl İşlerdi?

Haremin en yetkili kişisi vâlide sultandı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre vâlide sultan izin vermedikçe yanına yaklaşılmaz, ona hitap edilmez ve önünde oturulmazdı. Huzurunda ayakta durmaya “el pençe durmak” ya da “divan durmak” denirdi. Haremde padişahtan sonra en görkemli daire de onundu.

Hanedandan olmayan kadınların çoğu câriye olarak saraya girerdi. Ansiklopediye göre bunlardan ancak birkaçı padişah eşi olurdu. Diğerleri haremde öğrenim ve terbiye gördükten sonra evlendirilerek saraydan çıkarılırdı. Bir kısmı da hazinedar usta ve kalfa gibi görevlerle hizmetli sınıfına katılırdı.

Padişaha çocuk veren kadınların unvanları zamanla değişti. Ansiklopediye göre bunlar XVIII. yüzyılın başlarına kadar hatun, haseki, nadiren de sultan ve hanım diye anıldı. III. Ahmed döneminden itibaren kadın ya da kadınefendi unvanı kullanıldı. Oğlu tahta çıkan kadın ise vâlide sultan olurdu.

Harem Ağaları ve Dârüssaâde Ağası

Haremin hizmet ve güvenliği hadım ağalara emanetti. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hadım ağalar, Çelebi Sultan Mehmed zamanından itibaren sarayda görevlendirildi. Beyaz hadımlara akağa, siyahi hadımlara ise karaağa denirdi. Kadınlara ait bölüme baktıkları için bu ağalara “kızlar ağası” da denirdi.

Ansiklopediye göre 1574’te Habeşî Mehmed Ağa, Dârüssaâde ağalığını Bâbüssaâde ağalığından ayırdı. 1586-87’de Haremeyn vakıflarının nezaretini de üstlendi. 1623’ten 1922’ye kadar bu görev hep karaağalarda kaldı. Son Dârüssaâde ağası Said Ağa’dır.

Dârüssaâde ağaları, padişaha yakınlıkları sayesinde büyük nüfuz kazandı. Ansiklopediye göre XVII ve XVIII. yüzyıllarda sadrazamların azil ve tayininde bile rol oynadılar. Tanzimat’tan sonra yetkilerinin çoğu ellerinden alındı.

Ansiklopediye göre Dârüssaâde ağalığına atanan kişiye padişahın huzurunda samur kürk giydirilirdi. Ağalığını ilan eden hatt-ı hümâyun, bir tür görev yönetmeliği niteliğindeydi. Bu görevin belirli bir süresi yoktu. Hacı Beşir Ağa, III. Ahmed ve I. Mahmud dönemlerinde yirmi dokuz yıl bu makamda kaldı.

Haremde Eğitim ve Gündelik Hayat

Harem kapalı bir dünyaydı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre şehir hayatına katılmayan harem kadınlarının eğitim, eğlence ve giyim ihtiyaçlarını Dârüssaâde ağası karşılardı. Şehirden alışverişleri harem ağaları aracılığıyla yapılırdı. Dış dünyayla bağlantıları ise daha önce evlenip saraydan çıkmış saraylılar sayesinde sürerdi.

Câriyelere saray adabı ve din bilgisinin yanında musiki ve el sanatları gibi beceriler de öğretilirdi. Yetenekli olanlar hizmet basamaklarında yükselirdi. Saraydan evlendirilerek çıkan kadınlar, saray kültürünün şehre yayılmasına da aracılık ederdi.

Şehzadeler de çocukluklarını haremde geçirirdi. Ansiklopediye göre XV ve XVI. yüzyıllarda sekiz on yaşlarında sancağa gönderilirlerdi. III. Mehmed’den sonra bu usul bırakıldı ve şehzadeler ömürlerini haremdeki Şimşirlik denilen dairede geçirdi. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren saray dışında oturmalarına izin verildi.

Vâlide Sultan ve Harem Siyaseti

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre vâlide sultan unvanını ilk kullanan, III. Murad’ın annesi Nurbânû Sultan’dır. Haremin Topkapı’ya taşınması ve şehzadelerin sarayda tutulması vâlide sultanı ön plana çıkardı. Vâlide sultanın en önemli görevi, oğlunun iktidarını korumaktı. Ansiklopediye göre vâlide sultan olan kadınlar bir daha evlenemezdi.

Padişah öldüğünde şehzadeler dışındaki harem halkı Eski Saray’a gönderilirdi. Annesi, kadınları, kızları ve câriyeleri ömürlerini çoğunlukla orada sürdürürdü. Yalnız oğlu tahta çıkan kadınefendi, birkaç gün sonra vâlide alayı denilen gösterişli bir törenle Topkapı’ya dönerdi. Ansiklopediye göre Eski Saray’daki bekleyiş, Sâliha Sultan örneğinde olduğu gibi bazen yirmi yedi yılı bulabilirdi.

Bu durum vâlide sultan ile kendi oğlunu tahta çıkarmak isteyen haseki ya da kadınefendiler arasında çatışmalara zemin hazırladı. Ansiklopediye göre Osmanlı tarihinde oğlunun padişahlığını görebilen yirmi üç kadın vardır. Bunların en güçlülerinden biri olan Kösem Sultan’ı Kösem Sultan kimdir? yazısında ele aldık.

Osmanlı Haremi Hakkında Yanlış Bilinenler

Avrupalı ressam ve yazarlar haremi çoğu zaman hayal gücüyle anlattı. Yabancıların haremin içine girmesi mümkün değildi. Bu yüzden harem, Batı’da uzun süre gizemli bir eğlence yeri gibi tasvir edildi. Oysa harem, padişah ailesinin evi ve sıkı kurallarla işleyen bir saray kurumuydu.

İkinci yanlış, haremdeki her kadının padişahın eşi olduğunu düşünmektir. Kadınların çoğu görevli, öğrenci ya da hizmetliydi. Hanedan dışından gelenlerin ancak küçük bir bölümü padişah eşi oldu. Haremdeki kuralları Osmanlı’da harem hayatı yazısında daha ayrıntılı anlattık.

Sık Sorulan Sorular

Osmanlı haremi nerededir?

Topkapı Sarayı’nda, ikinci ve üçüncü avluların sol tarafında, Haliç’e bakan yöndedir. Bugün müze olarak gezilebilir.

Haremin başında kim vardı?

Vâlide sultan. Harem görevlilerinin âmiri ise Dârüssaâde ağasıydı.

Osmanlı’da câriyeler saraydan çıkabilir miydi?

Evet. Çoğu, eğitimini tamamladıktan sonra evlendirilerek saraydan çıkarılırdı.

Kızlar ağası kimdir?

Dârüssaâde ağasının halk arasındaki adıdır. Harem ağalarının ve harem hizmetlilerinin âmiriydi.

Osmanlı padişahlarının eşlerine ne denirdi?

XVIII. yüzyıl başlarına kadar hatun ya da haseki, III. Ahmed döneminden sonra kadın ya da kadınefendi denirdi.

Sonuç

Osmanlı’da harem, padişah ailesinin yaşadığı ve kendi kuralları olan bir saray kurumuydu. Vâlide sultanın başında bulunduğu bu düzende câriyeler eğitilir, şehzadeler büyütülür, hanedanın gündelik hayatı yürütülürdü. Dârüssaâde ağası ve harem ağaları bu kapalı dünyanın hizmetini ve güvenliğini sağlardı. Harem, Osmanlı sarayının hem evi hem de önemli bir siyaset alanıydı.

Kaynaklar

“Osmanlı’da Harem Sistemi Nasıldı?” üzerine 3 yorum

Yorum yapın