Osmanlı Kadısı Ne İş Yapar? Mahkemelerin Günlük Hayatı Nasıldı?

Osmanlı Kadısı, bulunduğu kazada davalara bakan, nikâh ve miras işlerini kayda geçiren, çarşıyı denetleyen ve devlet adına düzeni koruyan hukukçu bir idareciydi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre onun kadar geniş görev alanı olan başka bir memur yoktu. Bu yazıda kadının işlerini ve mahkemenin gündelik işleyişini kaynaklara dayanarak anlatıyoruz.

Hızlı Özet

  • Osmanlı Kadısı ilmiye sınıfındandı; hem hâkim hem şehir idarecisiydi.
  • Mahkeme tek hâkimliydi; kararlar kural olarak hemen yürürlüğe girerdi.
  • Kadılar padişah beratıyla, genellikle iki yıllığına atanırdı.
  • Narh, çarşı denetimi ve sefer hazırlıkları da kadının işiydi.
  • Bilinen en eski şer‘iyye sicilleri 1455 tarihli Bursa defterleridir.

İçindekiler

Osmanlı Kadısı Kimdi?

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre beylik döneminden beri fethedilen yerlere hukuku temsilen bir kadı, idareyi temsilen bir subaşı atanırdı. Kadı ilmiye sınıfına mensup bir şer‘î hukuk adamıydı. Ancak mülkî erkân içinde sayılır, yönetici zümre gibi vergiden muaf askerî sınıfın üyesi olurdu.

Osmanlı Kadısı mahkemede kâtipler ve davacılarla birlikte adalet dağıtırken görülüyor.

Bu konum ona çift yönlü bir rol verirdi. Kadı bir yandan merkezî hükümetin memuruydu. Öte yandan bölgesindeki halkın devlet karşısındaki sözcüsüydü. Pazar yerinin değiştirilmesi gibi talepleri halk adına merkeze o arz ederdi.

Gayrimüslimlerin iç işlerine karışmazdı; fakat onların haklarını ve malî yükümlülüklerini de gözetmek zorundaydı. Ansiklopediye göre en uzak köşelerde bile mutlaka bir kadı bulunurdu. Bu yüzden Osmanlı Kadısı, asırlar boyunca hâkimiyetin sembolü olan bir memur sayıldı.

Osmanlı Kadısı Nasıl Yetişirdi?

Medreseden Mülâzemete

Ansiklopediye göre kadıların eğitimi için ilk medrese daha Orhan Gazi zamanında kuruldu. Tedris, kazâ ve iftâ meslekleri arasındaki derecelenme ise Fâtih döneminde şekillendi. Fâtih, Sahn-ı Semân’ı kurarak kadılık için gereken tahsil derecesini disipline bağladı. Medrese basamakları için eğitim sistemi yazımıza göz atabilirsiniz.

Süleymaniye medreselerini bitiren dânişmend, kazaskere başvurarak bir tür stajyerlik olan mülâzemete girerdi. Üç beş yıl önemli sancaklardaki kıdemli kadıların yanında mesleği öğrenirdi. Ardından İstanbul’a gelir, sınavı verince en alt kademedeki bir kazaya atanırdı.

Berat, Rûznâmçe ve İki Yıllık Görev

Kadıların tayini mutlaka padişah beratıyla olurdu. Atama, terfi ve nakil işlemlerini Anadolu ve Rumeli kazaskerlerinin daireleri yürütür, bunları rûznâmçe denilen deftere kaydederdi. Deftere işlenmemiş bir berat hükümsüz sayılırdı. Beratsız göreve gelen kadının işlemi ise “beratsız fuzulî mahkeme kurmak” diye anılır ve geçersiz olurdu.

Kadılar bir yere kural olarak iki yıllığına atanırdı; buna müddet-i örfiyye denirdi. Görev bitince merkeze döner ve bir üst derecedeki kazaya atanmayı beklerdi. Ansiklopediye göre XVII. yüzyıldan sonra bu düzende aksamalar görüldü.

Kaza Kadılığından Mevleviyete

Kaza kadılıklarının en yükseğini tamamlayan kadı, mevleviyet pâyeli sancak merkezlerine atanmayı beklerdi. Bu, meslekte aşılması zor bir basamaktı. Önce Maraş, Bağdat, Sofya ve Konya gibi devriye mevleviyetleri gelirdi. Ardından Kudüs, Halep, İzmir ve Selânik gibi mahreç mevleviyetleri yer alırdı.

Daha üstte Bursa, Şam, Mısır, Edirne ve Filibe’den oluşan bilâd-ı hamse vardı. Mekke ve Medine kadılıklarından sonra İstanbul kadılığı gelirdi. Basamağın zirvesinde Anadolu ve Rumeli kazaskerlikleri bulunurdu.

Osmanlı Kadısı Hangi Görevleri Yürütürdü?

Ansiklopediye göre Osmanlı kadısının görevleri mülkî, beledî, malî, askerî ve adlî alanları kapsıyordu. Bu yüzden onu yalnızca makamında oturan bir hâkim olarak düşünmek yanlış olur. Kadı aynı zamanda faal bir idareci, malî memur ve müfettişti.

Adalet ve Soruşturma

Kadının asıl işi davaları görmekti. Borç, alacak, miras, boşanma, nafaka, satış ve kira gibi uyuşmazlıklar mahkemesine gelirdi. Ansiklopediye göre kadı, bugünkü savcı ve sorgu hâkiminin görevini de yüklenmişti. Bir yerin aranması veya birinin tutuklanması ancak onun emriyle mümkündü.

Çarşı, Narh ve Şehir Düzeni

Kadı şehrin en yoğun idarecisiydi. Çarşı ve pazarları denetler, mahalleleri imam aracılığıyla gözetirdi. Her yıl muhtesip, lonca kethüdâsı ve yiğitbaşılarla birlikte ürün ve hizmetlere narh koyardı. Şehrin imar düzenini de mimarbaşı ile birlikte sağlardı.

Osmanlı Kadısı çarşıda esnaf denetimi ve narh kontrolü yaparken tasvir ediliyor.

Çarşı, han ve bedestenlerin dünyasını ticaret mekânları yazımızda anlattık.

Sefer, Vergi ve Asayiş

Sefer zamanında ordunun geçeceği yol, köprü ve çeşmelerin onarımı kadının sorumluluğundaydı. Avârız vergilerinin toplanması, okçu, kürekçi ve beygir temini de onun işleri arasındaydı. Kale dizdarlarının görevlerini yapıp yapmadığını denetler, devşirme işlerini de gözetirdi. Asayiş âmiri olarak gerektiğinde kahvehane ve meyhaneleri kapattırırdı.

Mahkemelerin Günlük Hayatı Nasıldı?

Meclis-i Şer‘: Tek Hâkimli Mahkeme

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Osmanlı kadısının mahkemesi meclis-i şer‘ veya mahfil-i şer‘ diye anılırdı. Bu mahkeme tek hâkimli ve esas itibarıyla tek dereceliydi. Yerel kararlar, bazı ceza davaları dışında, verildiği anda yürürlüğe girerdi. İtirazlar gerektiğinde Divan-ı Hümayun tarafından incelenirdi.

Mahkeme hem şer‘î hem örfî davalarda tek yetkili merciydi. Gayrimüslimler aile ve miras gibi şahsi hâllerde isterlerse kendi cemaat mahkemelerine gidebilirdi. Diğer alanlarda ise onlar da kadıya başvururdu. Bu düzeni millet sistemi yazımızda ayrıntılı anlattık.

Osmanlı mahkemesinde kadı, şahitler ve kâtip eşliğinde ticaret davasını dinliyor.

Mahkemedeki Yardımcılar

Geniş bir bölgede bütün davaları göremeyen kadının nâibleri vardı. Ansiklopediye göre bugün kullanılan nahiye kelimesi, nâib mahkemesinin bölgesinden kalmadır. Hüccet ve i‘lâmları kâtipler yazar, tarafları mahkemeye muhzırlar çağırırdı. Miras taksimleriyle kassâmlar ilgilenirdi.

Yargılamanın açık yapıldığına tanıklık eden kişilere şühûdü’l-hâl denirdi. Bunlar tarafların yakınları veya meslek çevresinden olur, isimleri deftere yazılırdı. Davaların uzlaşmayla bitmesinde ise muslihûn denilen arabulucular rol oynardı.

Fetva, Vekil ve Harç

Taraflar bazen müftüden aldıkları fetvayı mahkemeye sunardı. Ansiklopediye göre olayla uyuşan bir fetvaya aykırı karar vermek, kararın bozulması için güçlü bir sebepti. Taraflar mahkemede bizzat bulunur ya da bir vekille temsil edilirdi. Ancak profesyonel avukatlık mesleği yoktu.

Yıldırım Bayezid döneminde Vezîriâzam Çandarlızâde Ali Paşa’nın teklifiyle davalar, miras taksimleri ve hüccetler için harç alınmaya başlandı. Böylece kadı ve yardımcıları için sürekli bir gelir sağlandı. Harç miktarları kanunnâmelerle belirlenirdi.

Mahkemeler için özel binaların ne zaman ayrıldığı kesin olarak bilinmiyor. İstanbul kadılığı ile kazaskerlikler 1836’da Ağakapısı’na taşındı. Ansiklopediye göre resmî mahkeme mekânlarının bundan çok önce kurulmuş olması muhtemeldir.

Şer‘iyye Sicilleri: Mahkemenin Hafızası

Osmanlı kadısının ya da nâibinin tuttuğu defterlere şer‘iyye sicili, kadı sicili veya mahkeme kaydı denirdi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bu defterler, her tabakadan insanın hukuki ilişkilerini içeren en önemli kaynaklardır. Aile, toplum, ekonomi ve hukuk tarihi büyük ölçüde bu kayıtlarla yazılır.

Bilinen en eski örnekler 1455 tarihli Bursa defterleridir. Bugün Bursa’ya ait 796 defter bulunurken Edirne’nin defterleri ancak 1538’den başlar. Ansiklopediye göre bu fark, bazı defterlerin şans eseri korunduğunu gösterir.

Defterlerde iki tür belge yer alırdı. Mahkemede oluşan i‘lâm, hüccet ve tereke kayıtları birinci grubu oluştururdu. İstanbul’dan gelen ferman, buyuruldu ve berat suretleri ise ikinci gruptu. Evlilik, mehir, boşanma, miras ve kadınların mülkiyet hakları bu kayıtlarda sıkça görülür.

Bu kayıtların kadın tarihi açısından değerini kadınların yeri yazımızda ele aldık. Aile hukukundaki ilk kanunlaşma için ilk aile kanunu yazımıza, sicillere sıkça yansıyan hayır kurumları için vakıf sistemi yazımıza bakabilirsiniz.

Kadının Yetkisi Nasıl Dengelenirdi?

Ansiklopediye göre taşrada kadı, defterdar ve ehl-i örften beylerbeyi ya da sancak beyi, birbirini dengeleyen üç unsur olarak düşünülmüştü. Kadı askerî ve mülkî görevlerinde beylerbeyinden tam bağımsız değildi. Ancak vakıflar ve medreseler üzerindeki denetiminde bağımsızdı.

Osmanlı kadısına siyaset cezası uygulanmazdı ve bu kuralın ihlaline pek rastlanmazdı. IV. Murad’ın İznik kadısını yollar temizlenmediği için idam ettirmesi bu yüzden tepki çekti. Kanûnî de Kızıl Yenice kadısını menzil parasını çaldığı için astırmıştı.

Yetki zaman zaman kötüye de kullanıldı. Bazı kadılar gelirlerini artırmak için teftişe çıkıp zorla tereke taksim ederek harç aldı. Kanunnâmeler bunu yasaklasa da bu tür şikâyetler eksik olmadı. Bazı kadılar ise görev yerine gitmeyip yargıyı nâiblerine bıraktı.

Kadılıkların sürekli hâle getirilmesi Tanzimat’tan sonra gerçekleşti. Ansiklopediye göre 1876 Kānûn-ı Esâsî, hâkimlerin azledilmezliğini anayasal güvenceye bağladı. Şer‘î mahkemeler Nisan 1924’te çıkarılan bir kanunla kaldırıldı. Ankara’da Hukuk Mektebi’nin açılması ve Tevhîd-i Tedrîsat ile kadılığın fiilî görevi ve eğitimi sona erdi.

Sık Sorulan Sorular

Osmanlı Kadısı nasıl atanırdı?

Medrese eğitimi ve mülâzemetten sonra kazaskerin dairesine kaydolur, padişah beratıyla genellikle iki yıllığına atanırdı.

Osmanlı Kadısı gelirini nereden sağlardı?

DİA’ya göre Yıldırım Bayezid döneminden itibaren davalar, miras taksimleri ve hüccetler için alınan harçlar kadı ve yardımcılarına sürekli gelir sağladı.

Kadı mahkemesinde avukat var mıydı?

Hayır. Taraflar bizzat ya da bir vekil aracılığıyla katılırdı; profesyonel avukatlık mesleği yoktu.

Şer‘iyye sicili nedir?

Kadı veya nâibinin tuttuğu, mahkeme kararları ile hüccet, tereke ve ferman suretlerini içeren defterlerdir.

Kadılık ne zaman kaldırıldı?

Şer‘î mahkemeler Nisan 1924’te çıkarılan bir kanunla kaldırıldı.

Sonuç

Osmanlı Kadısı, hâkimlik ile şehir idaresini aynı kişide toplayan, eşine az rastlanır bir memurdu. Medrese, mülâzemet ve beratla şekillenen kariyeri sıkı bir hiyerarşiye bağlıydı. Mahkemesi tek hâkimli olsa da kâtip, nâib ve şühûdü’l-hâl gibi yardımcılarla açık biçimde işlerdi. Bugün şer‘iyye sicilleri sayesinde bu gündelik adaletin izini ayrıntılarıyla sürebiliyoruz.

Kaynaklar

“Osmanlı Kadısı Ne İş Yapar? Mahkemelerin Günlük Hayatı Nasıldı?” üzerine 2 yorum

Yorum yapın