Kırım Savaşı (1853-1856), Osmanlı Devleti’nin İngiltere, Fransa ve Piyemonte ile birlikte Rusya’ya karşı savaştığı büyük bir Avrupa savaşıdır. Savaşı bitiren 30 Mart 1856 tarihli Paris Antlaşması’yla Osmanlı Devleti, kâğıt üzerinde de olsa Avrupa devletler sistemine eşit üye olarak kabul edildi. Aynı savaş, ilk dış borcu ve Batılı devletlerin ıslahat konusundaki müdahalesini de getirdi.
Hızlı Özet
- Osmanlı Devleti 4 Ekim 1853’te Rusya’ya savaş ilan etti; İngiltere ve Fransa 27 ve 28 Mart 1854’te savaşa girdi.
- Krizin kökünde Kudüs’teki kutsal yerler meselesi ve Rusya’nın Ortodokslar üzerinde resmî himaye hakkı istemesi vardı.
- Kırım Savaşı’nın başlıca çatışmaları Tuna boyunda, Sivastopol önünde ve Kars çevresinde yaşandı.
- Savaş masrafları için ilk dış borç anlaşması 24 Ağustos 1854’te yapıldı.
- Paris Antlaşması’yla Osmanlı Devleti “kâğıt üzerinde Avrupa devletler sisteminin eşit bir üyesi olarak kabul edildi”.
- Islahat Fermanı’nın antlaşmada anılması, Batılı devletlerin ıslahata müdahalesine zemin hazırladı.
İçindekiler
- Savaş neden çıktı?
- Osmanlı’nın müttefikleri
- Cepheler ve önemli olaylar
- İlk dış borç
- Paris Antlaşması ve “eşit üye” hükmü
- Osmanlı Avrupa siyasetine nasıl bağlandı?
- Sık sorulan sorular
Kırım Savaşı Neden Çıktı?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Rusya, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan beri Osmanlı Devleti karşısında, 1815 Viyana Kongresi’nden beri de Avrupa’da üstün bir konumdaydı. Çar I. Nikola, 1853’te Osmanlı Devleti’ni “her an ölümü beklenen hasta bir adam” olarak tanımlayacaktı.
Kudüs’teki kutsal yerler anlaşmazlığı
Anlaşmazlık önce “kutsal yerler” meselesi olarak gündeme geldi. Kudüs’te, Hristiyanlarca kutsal sayılan mekânlar konusunda Latin kilisesine bağlı olanlarla Rum ve Ermeni kiliseleri arasında sürekli çekişme yaşanıyordu. Fransa öteden beri Latinleri destekliyordu. Abdülmecid maddesine göre Fransa Kudüs’teki Katolikleri himaye etmek için başvurunca Rusya da Ortodoksların haklarını korumak iddiasıyla harekete geçti.
Hariciye Nazırı Fuad Efendi ise bu meselede Fransızlara meyletti. Rusya’ya statükonun korunacağı bildirilirken Fransız elçiliğine verilen yazıda Beytülahm Kilisesi’nin büyük kapısının anahtarının Latinlere verileceği kaydedildi. Bu durum Rusya’da Fuad Efendi’ye karşı büyük bir tepki doğurdu. Kemal Beydilli’ye göre Fransa’nın Şark’taki nüfuzunu genişletme isteğinde iç siyaset de etkiliydi. III. Napolyon, imparator seçilmesinde kendisini destekleyen Katolik kilisesine karşılık vermek zorundaydı.
Menşikof’un istekleri ve Rusya’nın asıl hedefi
Çar I. Nikola, Prens Aleksandr Menşikof’u fevkalâde elçi olarak İstanbul’a gönderdi. Menşikof 28 Şubat 1853’te geldi ve usule aykırı biçimde Fuad Efendi’yi ziyaret etmedi; Fuad Efendi de bunun üzerine istifa etti. Paris Antlaşması maddesine göre Rusya’nın asıl hedefi, Osmanlı Devleti’nde yaşayan 10 milyon kadar Ortodoksun himaye hakkının resmî bir senetle kendisine verilmesiydi. Bu senet devletler hukukunda bağlayıcı olacaktı. Hristiyan halkın mevcut imtiyazlarının yeniden tanımlanıp teyit edilmesi Rusya’yı tatmin etmedi.
Rusya maddesine göre bu talep, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nın keyfî bir yorumuna dayanıyordu. 14 Mayıs 1853’te Hariciye nazırlığına getirilen Mustafa Reşid Paşa, Rus tekliflerinin reddedilmesinde başlıca etken oldu.
Eflak ve Boğdan’ın işgali ve savaş ilanı
Osmanlı hükümetinin reddi üzerine Rus birlikleri Eflak ve Boğdan’ı işgal etti. Abdülmecid maddesine göre bunun üzerine 4 Ekim 1853’te Rusya’ya savaş ilan edildi. Paris Antlaşması maddesi de savaşın 1853 Ekiminde başladığını yazar. Kırım maddesi ise savaşı “22 Haziran 1853’te başlayan” bir Osmanlı-Rus savaşı olarak anar. Bu yüzden başlangıç tarihi kaynaklarda farklı verilebilir.
İngiltere ve Fransa Neden Osmanlı’nın Yanında Savaştı?
Abdülmecid maddesine göre bu savaşta İngiltere, Fransa ve Piyemonte Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldı; Avusturya ve Prusya tarafsız kaldı. İngiltere ve Fransa, 27 ve 28 Mart 1854’te Rusya’ya savaş ilan etti. Rusya maddesine göre bu iki devletin fiilen Osmanlı tarafında yer almasıyla savaş, genel bir Avrupa savaşına dönüştü.
Bu tercihin birden çok sebebi vardı. Kemal Beydilli’ye göre Avrupa’da üstünlük kurmuş Rusya’yı bertaraf etme isteği önemli rol oynadı; Şark’taki çekişme bunun için bir fırsat sayıldı. Beydilli, İngiltere’nin İstanbul elçisi Stratford de Redcliffe’in bu çekişmeyi savaşa varacak ölçüde istismar ettiğini de yazar. Düyûn-ı Umûmiyye maddesinin yazarları ise İngiltere ve Fransa’nın, Rusya’nın Akdeniz ticaretini ele geçirmesinden çekindiğini belirtir.
Avrupa kamuoyunda da uygun bir zemin vardı. 1848’de Osmanlı Devleti’ne sığınan Macar ve Leh mültecilerin iade edilmemesi, Avrupa’da Türkler lehine bir hava doğurmuştu. Bu hava, İngiltere ve Fransa’nın savaşa Osmanlı’nın yanında katılmasını kolaylaştırdı. Abdülmecid de Kırım Savaşı arefesinde yabancı elçilerin siyasi görüşme taleplerini kabul etmeye başladı.
Avusturya ise savaşa fiilen katılmadı. Ancak askerî tehdidiyle Rusya’yı Eflak ve Boğdan’ı boşaltmak zorunda bıraktı. Osmanlı Devleti de 1854’te, bu iki prensliği savaş sonuna kadar koruması şartıyla Avusturya’nın işgaline razı oldu.

Kırım Savaşı’nın Cepheleri: Tuna’dan Kars’a
Savaş, adını aldığı yarımadayla sınırlı kalmadı. Paris Antlaşması maddesine göre Baltık ve Pasifik’teki Rus limanları da topa tutuldu ve abluka altına alındı. Telgraf, askerî demiryolları, buharlı ve zırhlı gemiler bu savaşta kullanıldı. Beydilli bu yönüyle Kırım Savaşı’nı, gelecekteki savaşların ilk örneklerini veren bir savaş olarak görür.
Tuna cephesi ve Silistre savunması
İlk aşamada Osmanlı ordusu Tuna boyunda Ömer Lutfi Paşa’nın komutasında savaştı. Paşa, nehrin her noktasından karargâha bilgi ulaştıran telgraf bağlantısı sayesinde harekâtı başarıyla yönetti. Rusları önce Oltenita’da (5 Kasım 1853), ardından Kalafat yakınındaki Çatana’da (5 Ocak 1854) yendi. Bu başarılar üzerine kendisine daha çok sadrazamlar için kullanılan “serdâr-ı ekrem” unvanı verildi.
Ruslar 15 Mayıs-25 Haziran 1854 arasında Silistre’yi kuşattı. Şehir, Selânikli Mûsâ Hulûsi Paşa’nın komutasında başarıyla savunuldu. Bu savunma, Nâmık Kemal’in ünlü Vatan yâhud Silistre oyununa ilham verdi. Rus kuvvetleri Eflak ve Boğdan’ı boşaltınca Tuna cephesi kapandı.
Sinop baskını
Savaşın ilk aylarında Sinop Limanı’ndaki Osmanlı donanması bir Rus baskınına uğradı. Bu deniz savaşında 2000’in üzerinde asker şehit düştü, on iki Türk gemisi battı. Resmî bir belgeye göre şehirde de yedi mescit, iki mektep, 247 ev ve 170 dükkân yandı.

Sivastopol kuşatması
Müttefik kuvvetler Eylül 1854’te Kırım’a çıkarma yaptı ve savaşın sonucunu belirleyecek ana cephe burada açıldı. Ömer Lutfi Paşa, 17 Şubat 1855’te Gözleve’ye saldıran Rusları ağır bir yenilgiye uğrattı. Ağır kayıplarla geçen uzun bir kuşatmanın ardından Sivastopol 8 Eylül 1855’te düştü. Bu gelişme tarafları barışa yaklaştırdı.
Kafkas cephesi ve Kars
Sivastopol’dan sonra Kafkas cephesinde Rus ilerleyişi sürdü. İngiltere, Rusya’nın burada da yenilmesini Hindistan’ın güvenliği için önemli görüyordu. Ömer Lutfi Paşa, Kars’ı kurtarmak için Sohum’a çıkarma yaptı ve 7 Kasım 1855’te İngur ırmağı kıyısında bir Rus ordusunu yendi. Ancak hava şartları yüzünden kalenin düşmesini önleyemedi; Kars 26 Kasım 1855’te Rusların eline geçti.
İlk Dış Borç: Savaş Maliyeyi Avrupa’ya Nasıl Bağladı?
Osmanlı devlet adamları uzun süre dışarıdan borç almaktan kaçınmıştı. 1850-1851 malî yılında imzalanan bir borç anlaşması bile onaylanmamış, hazine 2.200.000 lira tazminat ödemişti. Kırım Savaşı ise maliyeyi daha da sarstı. Osmanlı yöneticileri, ordularıyla destek veren İngiltere ve Fransa’nın kredi tekliflerini kabul etti ve 24 Ağustos 1854’te ilk borç sözleşmesini imzaladı.
Düyûn-ı Umûmiyye maddesine göre dış borçlanma dönemi böylece başladı. İlk borç savaş giderlerine yetmeyince 27 Haziran 1855’te ikinci anlaşma imzalandı. İki borca Mısır vergisi ile Suriye ve İzmir gümrüklerinin gelirleri teminat gösterildi. Abdülmecid maddesine göre bunları 1858 ve 1860 borçları izledi; her borç için önemli gelir kaynakları ipotek edildi.
Borçlanma kısa sürede alışkanlığa dönüştü. 1854-1874 arasında on beş dış borç anlaşması imzalandı. Devlet ana para olarak 238.773.272 lira borçlandı, ama eline yalnız 127.120.220 lira geçti. Paris Antlaşması maddesi de devletin savaşın yol açtığı “büyük bir borç batağının” içine düştüğünü yazar.
Maliye sonunda iflas etti ve Nisan 1876’da ödemeler durduruldu. 20 Aralık 1881 tarihli Muharrem Kararnamesi ile alacaklıların temsilcilerinden oluşan Düyûn-ı Umûmiyye Meclisi kuruldu. Borçların gümrük gelirleri ve ticari imtiyazlarla nasıl iç içe geçtiğini kapitülasyonlar yazısında anlattık.
Paris Antlaşması (1856): Osmanlı Avrupa Devleti Sayıldı mı?
Rusya, 1855 sonlarından itibaren siyasi bakımdan tamamen yalnız kalmıştı. Kötü askerî ve malî durumu yüzünden 16 Ocak 1856’da barış teklifini kabul etmek zorunda kaldı. Kırım Savaşı’nı bitirecek görüşmeler 25 Şubat 1856’da Paris’te başladı. Osmanlı Devleti’ni Sadrazam Mehmed Emin Âlî Paşa ile Paris elçisi Mehmed Cemil Bey temsil etti.
Antlaşma 30 Mart 1856’da otuz dört madde hâlinde imzalandı. Beydilli’ye göre Bâbıâli barıştan toprak beklemiyordu. Zaferde payının daha az olduğunu ve yarımadadaki harekâta yeterince katılmadığını biliyordu.
Paris Antlaşması’nın başlıca hükümleri
- İmzacı devletler, Bâbıâli’nin bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün garantisini “genel menfaatlerin ayrılmaz bir parçası” saydı.
- Karadeniz tarafsız ve silahsız hâle getirildi.
- Eflak ve Boğdan üzerindeki Rus himayesi kalktı; iki prenslik Bâbıâli’nin verdiği imtiyazlarla eski hâlinde kaldı.
- Tuna’daki serbest gemi işletmeciliği, kıyı devletlerinin temsilcilerinden oluşan daimî bir komisyona bırakıldı.
- Kars Osmanlı Devleti’ne geri verildi; bu iade Besarabya’daki toprak pazarlığına bağlandı.
- 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması yürürlükten kalktı; 13 Temmuz 1841 Boğazlar düzenlemesi değişti.
Antlaşmanın dokuzuncu maddesi, kongreden hemen önce ilan edilen Islahat Fermanı’nı da andı. Buna karşılık Âlî Paşa’nın 25 Mart’ta gündeme getirdiği kapitülasyonlar kaldırılmadı.

Osmanlı Devleti Avrupa devletler sistemine nasıl kabul edildi?
Kemal Beydilli’nin ifadesiyle Paris Antlaşması neticesinde Osmanlı Devleti “kâğıt üzerinde Avrupa devletler sisteminin eşit bir üyesi olarak kabul edildi ve Avrupa hukukundan istifadesi sağlandı”. Beydilli’ye göre antlaşma, devletin “Avrupa ailesi camiasına” dahil edildiğini ilan etti ve onu siyasi yönden yeni bir döneme soktu.
Ancak “kâğıt üzerinde” kaydı boşuna değildi. Verilen söz ve garantilerin işlemediği kısa sürede görüldü. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, toprak bütünlüğü garantisinin bir şey ifade etmediğini gösterdi. Beydilli’nin aktardığına göre Bismarck, 1878 Berlin Kongresi’nde bu hukuka dayanmak isteyen Osmanlı delegelerini “O hukuk size göre değil” diyerek azarladı.
Kırım Savaşı Osmanlı’yı Avrupa Siyasetine Nasıl Bağladı?
Kırım Savaşı’nın kurduğu bağlar üç alanda görülür: diplomasi, maliye ve iç ıslahat. Diplomaside Osmanlı toprak bütünlüğü, öteki devletlerin teminatına bağlandı. Maliye dış borçla Avrupa sermayesine bağlandı, iç ıslahat ise Avrupa’nın gündemine girdi.
Islahat Fermanı ve müdahale kapısı
Savaşta ordularıyla yardım eden müttefikler, padişahtan bir ıslahat fermanı almayı başardı. Ferman, Paris Kongresi başlamadan 18 Şubat 1856’da ilan edildi. Abdülmecid maddesine göre fermanın Paris Antlaşması’nda anılması, Batılı devletlere ıslahat konusunda müdahale hakkı verdi.
Oysa Âlî Paşa’nın çabalarıyla düzenlenen dokuzuncu maddenin son bölümünün müdahaleyi önleyeceği sanılmıştı. Ama beş büyük devlet, Ekim 1859’da reformların yapılmadığını ileri sürerek bir nota verdi. Fermanın içeriğini ve dokuzuncu madde tartışmasını Islahat Fermanı yazısında ele aldık.
İngiliz ve Fransız taraftarlığı
Savaş, Osmanlı iç siyasetini de büyük devletlerin rekabetine bağladı. Kemal Beydilli’ye göre Rusya’yı zararsız tutmak için İngiltere ve Fransa’nın siyasetine itibar edildi. Bu yüzden devlet adamları arasında İngiliz ve Fransız yanlılığı giderek arttı. Abdülmecid maddesi de Tanzimat’tan sonra Avrupa devletlerinin müdahalesinin arttığını yazar.
Mustafa Reşid Paşa İngiliz, Âlî ve Fuad paşalar Fransız taraftarıydı. Padişah, elçilerin baskısına göre bu gruplardan birini iktidara getiriyordu. Kırım Savaşı sırasında ve sonrasında Fransız etkisi belirgin biçimde arttı. Nitekim Reşid Paşa, Süveyş Kanalı projesine karşı çıkması Fransa’nın tepkisini çekince 2 Mayıs 1855’te sadaretten alındı. Bir büyük devlete dayanma eğilimi zamanla hizipleşmeye dönüştü ve imparatorluğun son dönemlerine kadar sürdü.
Rusya ve Paris düzeninin sonu
Rusya maddesine göre savaş sona erdiğinde Rusya ağır bir yenilgiye uğramıştı. 1815’ten beri Avrupa’da süren Rus üstünlüğü bitti; Rusya 1856’dan itibaren genişleme yönünü Asya’ya çevirmek zorunda kaldı. Kırım Savaşı yenilgisi, Rus milliyetçiliğini panslavizm hedefi etrafında da güçlendirdi.
1870-1871 Fransa-Prusya Savaşı ise Rusya’ya Paris Antlaşması’nın kıskacından kurtulma fırsatı verdi. Rusya, 31 Ekim 1870’te Karadeniz’le ilgili maddelere artık uymayacağını ilan etti. Beydilli’ye göre bu adım, yakında patlak verecek büyük bir Osmanlı-Rus savaşının ilk işaretiydi. Bu savaşın seyrini Osmanlı-Rus savaşları yazısında anlattık.
Sık Sorulan Sorular
Kırım Savaşı ne zaman başladı ve ne zaman bitti?
Rus birlikleri Eflak ve Boğdan’ı işgal edince Osmanlı Devleti 4 Ekim 1853’te Rusya’ya savaş ilan etti. Savaş, 30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaşması ile sona erdi.
Kırım Savaşı’nda Osmanlı’nın müttefikleri kimlerdi?
İngiltere, Fransa ve Piyemonte Osmanlı Devleti’nin yanında savaştı. Avusturya ve Prusya ise tarafsız kaldı.
Osmanlı Devleti ne zaman Avrupa devleti sayıldı?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bu kabul, Kırım Savaşı’nı bitiren 30 Mart 1856 tarihli Paris Antlaşması ile geldi. Antlaşmayla Osmanlı Devleti “kâğıt üzerinde Avrupa devletler sisteminin eşit bir üyesi olarak kabul edildi ve Avrupa hukukundan istifadesi sağlandı”. Ancak garantilerin işlemediği kısa sürede görüldü.
Osmanlı ilk dış borcunu ne zaman aldı?
Savaş masraflarını karşılamak için ilk dış borç anlaşması 24 Ağustos 1854’te yapıldı. Bunu 27 Haziran 1855’teki ikinci borç izledi.
Kırım Savaşı’nı kim kazandı?
Osmanlı Devleti ve müttefikleri kazandı; Rusya ağır bir yenilgiye uğradı. Bâbıâli barıştan toprak beklemedi, ama Rusların aldığı Kars geri verildi.
Sonuç
Kutsal yerler meselesiyle başlayan anlaşmazlık, kısa sürede genel bir Avrupa savaşına dönüştü. Osmanlı Devleti Kırım Savaşı’nı galip tarafta bitirdi ve Paris Antlaşması’yla Avrupa devletler sistemine eşit üye olarak kabul edildi. Ancak bu kabul kâğıt üzerinde kaldı; garantiler 1877-1878 savaşında işlemedi.
Öte yandan aynı savaş, ilk dış borçla maliyeyi Avrupa sermayesine, Islahat Fermanı’yla iç ıslahatı Avrupa’nın gündemine bağladı. Bu yüzden Kırım Savaşı, Osmanlı Devleti’nin Avrupa siyasetine hem kazançla hem de ağır bir bedelle bağlandığı dönemin başlangıcı sayılabilir.