Büyük İskender ile Osmanlı padişahları arasındaki en dikkat çekici bağ, İskender’in bu kültürde bir hükümdar örneği olarak yaşamasıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Türk edebiyatının ilk manzum İskendernâme’sini Ahmedî 1390’da yazdı. Eser, hanedanın ilk manzum tarihlerinden sayılan bir bölüm içerir. Fatih Sultan Mehmed’in dünya hâkimiyeti fikri de bu karşılaştırmaları güçlendirdi.
Hızlı Özet
- İskender MÖ 356’da doğdu ve on iki yılda Mısır’dan İndus’a uzanan bir imparatorluk kurdu.
- İslam kaynaklarında İskender, Kur’an’daki Zülkarneyn ile özdeşleştirildi.
- Ahmedî’nin İskendernâme’si, hanedan tarihine ayrılmış ilk manzum bölümlerden birini içerir.
- Fatih’in dünya hâkimiyeti fikri Türk-Moğol, İslam ve Roma geleneklerinden beslendi.
- En büyük fark, İskender’in imparatorluğunun kısa ömrü ile padişahların devletinin yüzyıllarca sürmesidir.
İçindekiler
- Büyük İskender kimdir?
- İslam dünyasında İskender
- Ahmedî’nin İskendernâme’si
- Fatih ve dünya hâkimiyeti
- Askerî paralellikler
- Yönetim farkı
- Benzerlikler ve farklar
- Sık sorulan sorular
Büyük İskender Kimdir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre İskender MÖ 356’da Makedonya’daki Pella kasabasında doğdu. Asıl adı Alexandros’tur; Makedonya Kralı II. Filip ile Epiros Prensesi Olympias’ın oğludur. Aristo’dan üç yıl dil, edebiyat, siyaset ve felsefe dersi aldı. Babası 336’da bir suikastla öldürülünce kral ilan edildi.
Ansiklopediye göre 334 ilkbaharında mimar, mühendis, tarihçi ve bilginlerden oluşan bir danışman grubuyla Asya seferine çıktı. Pers ordularını ilk kez Granikos’ta, yani Biga Çayı’nda yendi. 333’te İssos’ta Pers Kralı III. Dârâ’yı bozguna uğrattı, 332’de Mısır’ı aldı; halka ve dinî değerlere saygılı davrandığı için başrahip ona Ammon’un oğlu unvanını verdi. Ansiklopediye göre kendi adıyla kurdurduğu on altı şehrin en büyüğü İskenderiye’dir. 331’de Gaugamela’da Dârâ’yı yeniden yendi, ardından Bâbil’i ve Persepolis’i ele geçirdi.
Ansiklopediye göre 326’da İndus kıyısındaki Taksila’ya girdi ve Hint hükümdarı Poros’u yendi. Ordudaki huzursuzluk yüzünden Beas ırmağından geri dönmek zorunda kaldı. Hydaspes kıyısındaki tersanede yaklaşık 1000 gemi yaptırdı. Dönüşte Bâbil’de içkili bir eğlencenin ardından ateşli bir hastalığa tutuldu ve on gün sonra öldü. Böylece on iki yıl gibi kısa bir sürede büyük bir imparatorluk kurmuş oldu.
Ansiklopediye göre büyük bir kumandan olmasına rağmen içki düşkünlüğü ve değişken karakteri yüzünden zalim olarak da bilinir. Kendini tanrılaştırmaya kalkınca karşı çıkan Callisthenes’i astırdı. En başarılı generali Parmenios’u da öldürttü. Cenazesi İskenderiye’ye götürülerek altın bir tabuta konuldu.
İslam Dünyasında İskender ve Zülkarneyn
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre İskender’in göz kamaştıran zaferleri, kendisinden sonraki devlet adamları ve sanatçılar için ilham kaynağı oldu. Bazıları bu çaptaki zaferlerin ancak ilahi bir destekle kazanılabileceğini düşündü. Bu yüzden onu Kur’an’da kıssası anlatılan Zülkarneyn ile aynı kişi sandılar. Ansiklopediye göre İslam kaynakları seferleri hakkında doğru bilgiler verse de ailesi ve şahsiyetine dair rivayetler çoğunlukla efsaneye dayanır.
Zülkarneyn “iki boynuz sahibi” demektir ve Kur’an’da Ye’cûc ile Me’cûc’e karşı bir set yaptığı anlatılır. Ansiklopediye göre bazı İran rivayetleri ise İskender’i Filip’in değil, Pers hükümdarı I. Dârâ’nın oğlu olarak gösterdi. Bu menkıbe, eski İran’ın incinen millî gururunu tatmin etmeye yönelikti.
Ansiklopediye göre İskendernâme türünde İskender neredeyse tamamen Zülkarneyn kimliğine büründü. Bu eserlerde tevhid inancını yayan bir hükümdar olarak anlatıldı. Böylece antik bir fatih, Müslüman hükümdarlar için ahlaki bir örnek hâline geldi. Bu tür eserler Arapça, Farsça ve Türkçe pek çok dilde yazıldı.
Ahmedî’nin İskendernâme’si ve Osmanlı Tarihi
İki taraf arasındaki gerçek tarihî bağ edebiyat yoluyla kuruldu. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Türk edebiyatında ilk manzum İskendernâme’yi Ahmedî 1390’da yazdı. Ahmedî, Firdevsî ve Nizâmî’nin eserlerini tercüme etmedi; onlardan yararlanarak özgün bir eser ortaya koydu. Eserdeki beyitlerin yarısı siyaset, ahlak, tıp ve astronomi gibi konularda okuru bilgilendirmeye ayrılmıştır. Ahmedî ömrünün sonuna kadar esere eklemeler yaptı; ilk ve genişletilmiş nüshalar arasındaki fark 2000 beyte yaklaşır.
Ansiklopediye göre eser, Hz. Peygamber’den başlayarak Emevî, Abbâsî, İlhanlı ve Âl-i Osman tarihini anlatan bölümler içerir. Yıldırım Bayezid’e kadar gelen “Dâstân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osmân” başlıklı bölüm, ilk Osmanlı vekāyi‘nâmelerinden sayılır. Hükümdarlara verilen öğütler, eseri Kutadgu Bilig’den beri süren siyasetnâme geleneğine bağlar. İskendernâme Yıldırım’ın oğlu Emîr Süleyman’a sunuldu ve yüzden fazla nüshası bilinir.

Fatih Sultan Mehmed ve Dünya Hâkimiyeti Fikri
İskender ile en çok karşılaştırılan Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed’dir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Fatih dünya hâkimiyeti fikrini benimsemişti. Bu düşüncenin kaynakları Türk-Moğol hakanlık geleneği, İslami hilafet ve Roma imparatorluğu fikriydi. Ansiklopediye göre Fatih, İtalyan nedimlerine Roma tarihleri okutarak bu geleneği kavramaya çalıştı.
Ansiklopediye göre Bizanslı tarihçi Kritovulos da eserini bu yıllarda yazdı. Kritovulos, Fatih’in seferlerini anlatırken onu antik çağın büyük fatihleriyle karşılaştıran bir dil kullanır. İstanbul’un fethi, padişaha Doğu Roma’nın mirasçısı olma iddiası da kazandırdı. Ansiklopediye göre Trabzonlu âlim Amiroutzes ve Georgios Trapezuntios gibi Rum bilginler de bu yıllarda Fatih’in çevresindeydi.
Askerî Paralellikler
İki taraf arasında bazı askerî benzerlikler de vardır. İskender seferlerine mühendis ve bilginler götürdü; padişahların orduları da kuşatmalarda top dökümcüleri ve mühendislerden yararlandı. İki güç de hızlı ve iyi örgütlenmiş ordularıyla geniş coğrafyalara ulaştı. Ancak bu devletin fetihleri tek bir hükümdarın değil, kuşaklar boyunca süren bir devlet politikasının ürünüydü. Fethedilen topraklar, kalıcı yönetim ve vergi düzeninin kurulduğu eyaletlere dönüştü.
Coğrafya da ilginç bir bağ kurar. İskender’in Asya’daki ilk zaferini kazandığı Biga Çayı, yüzyıllar sonra Rumeli’ye geçişte uç merkezi yapılan Biga’nın yakınındadır. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Orhan maddesine göre Karesi’nin ilhakından sonra Biga uç merkezi yapıldı. Bu dönemi Orhan Gazi döneminde Osmanlı genişlemesi yazısında anlattık.
Yönetim Farkı: Kısa Ömürlü İmparatorluk ve Kalıcı Devlet
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre İskender, İran merkezli bir imparatorluk tasarladı ve Makedonya ile Pers yönetim tarzlarını birleştiren eklektik bir sistem kurdu. Susa’da 10.000 subay ve askerini İranlı kadınlarla evlendirerek kaynaşmayı teşvik etti. Opis’te çıkan bir isyandan sonra bütün orduyu dağıtıp Perslerden yeni bir ordu kurdu. Ancak ansiklopediye göre kozmopolit bir ırk ve kültür oluşturma çabası hedefine ulaşmadı. İmparatorluğu, ölümünden sonra kumandanları arasında bölündü.
Osmanlı Devleti ise yüzyıllarca süren kurumlar oluşturdu. Divan, kanunnâmeler, timar düzeni ve devşirme gibi kurumlar, devleti hükümdarların şahsından bağımsız biçimde ayakta tuttu. Hükümdar değişse de bu kurumlar devletin sürekliliğini sağladı. Padişahların yönetim anlayışını Osmanlı padişahları ve devlet yönetimi yazısında ele aldık.
Ansiklopediye göre İskender kısa saltanatında bir medeniyet kuramadı; ama yanında götürdüğü bilim ve sanat adamları sayesinde tabiat bilimlerinin gelişmesine katkıda bulundu. Fetihleri, Doğu ile Batı arasındaki sosyal ve ticari ilişkileri de artırdı. Padişahlar ise farklı kültürleri yüzyıllarca aynı siyasi çatı altında yaşattı.
Benzerlikler ve Farklar
- Benzerlik: İki taraf da Anadolu, Balkanlar ve Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyaya hükmetti.
- Benzerlik: Dünya hâkimiyeti ideali ikisinde de güçlü bir siyasi motivasyondu.
- Fark: İskender’in imparatorluğu ölümünden sonra parçalandı, padişahların devleti altı yüzyıla yakın sürdü.
- Fark: İskender tek bir hükümdarın dehasına dayanıyordu, padişahların düzeni kurumlara dayanıyordu.
- Fark: İskender’in seferleri Pers İmparatorluğu’nu hedef aldı, padişahların fetihleri ise Bizans topraklarından ve Balkanlar’dan başladı.
- Bağ: İskendernâmeler, İskender’i Türk hükümdarları için bir örnek hâline getirdi.
Padişahların savaş anlayışını Osmanlı padişahlarının savaş stratejileri yazısında ayrıca ele aldık.
Sık Sorulan Sorular
Osmanlı padişahları Büyük İskender’i biliyor muydu?
Evet. İskender, İskendernâmeler ve İslam tarih kaynakları aracılığıyla tanınıyordu. Ahmedî’nin 1390 tarihli eseri bunun en eski Türkçe örneğidir.
Zülkarneyn ile İskender aynı kişi mi?
DİA’ya göre bazı müellifler onları aynı kişi sanmıştır. Ancak bu özdeşleştirme tartışmalıdır.
Osmanlı tarihinde İskender’e en çok benzetilen padişah kimdir?
Fatih Sultan Mehmed. Dünya hâkimiyeti fikri ve İstanbul’un fethi bu karşılaştırmayı güçlendirdi.
İskender nerede öldü?
Bâbil’de, ateşli bir hastalığa yakalandıktan on gün sonra öldü. Naaşı İskenderiye’ye götürüldü.
İskender’in imparatorluğu neden dağıldı?
Kalıcı kurumlar oluşturamadan genç yaşta öldü. İmparatorluğu kumandanları arasında paylaşıldı.
Sonuç
Büyük İskender ile Osmanlı padişahları arasındaki paralellik, geniş coğrafyaları fethetme ve dünya hâkimiyeti idealinde görülür. Asıl bağ ise kültüreldir: İskendernâmeler İskender’i padişahlar için bir örnek hâline getirdi ve Ahmedî’nin eseri hanedanın ilk tarih bölümlerinden birini içerdi. Fatih Sultan Mehmed, bu karşılaştırmanın en güçlü örneği oldu. Ancak İskender’in imparatorluğu kısa sürdü, Osmanlı Devleti ise kurumlarıyla yüzyıllarca yaşadı.