Osmanlı’da Duraklama Dönemi Neden Başladı?

Duraklama dönemi, ders kitaplarında Sokullu Mehmed Paşa’nın öldürüldüğü 1579’dan Karlofça Antlaşması’nın imzalandığı 1699’a kadar süren yüz yirmi yıldır. Bu sürede III. Murad’dan II. Mustafa’ya on bir padişah tahtta oturdu. Uzun savaşlar, malî sıkıntılar ve Celâlî isyanları devleti zorladı; ancak bu adlandırma bugün tartışmalıdır.

Hızlı Özet

  • Ders kitabı dönemlendirmesinde başlangıç, Sokullu Mehmed Paşa’nın 12 Ekim 1579’daki ölümüdür.
  • Habsburglarla 1606’da imzalanan Zitvatoruk Antlaşması’yla imparator padişahla eşit sayıldı.
  • III. Murad’dan II. Mustafa’ya on bir padişah tahtta oturdu.
  • Başlıca sebepler iki cepheli savaşlar, değişen ordu, malî bunalım ve Celâlî isyanlarıdır.
  • Duraklama dönemi, 26 Ocak 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması ile sona erer.
  • Bugünkü tarih yazımı, bu çağı durgunluktan çok bir değişim ve uyum dönemi olarak tartışır.

İçindekiler

Duraklama Dönemi Ne Zaman ve Hangi Olayla Başladı?

Ders kitaplarındaki yaygın dönemlendirme, yükselme çağını Sokullu Mehmed Paşa’nın ölümüyle kapatır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bir derviş, konağındaki ikindi divanında arzuhal verir gibi yaklaşıp sadrazamı hançerledi. Ağır yaralanan Sokullu, 12 Ekim 1579’da öldü. Üç padişaha sadrazamlık yapan bu devlet adamının ölümüyle duraklama dönemi başlamış sayılır. Önceki çağı Osmanlı’nın yükselme dönemi özellikleri yazısında anlattık.

Aslında Sokullu’nun gücü ölümünden önce sarsılmıştı. Ansiklopediye göre III. Murad, sadrazama karşı olan grubun etkisiyle hareket ediyordu. Rakipleri, Sokullu’nun karşı çıkmasına rağmen 1578’de İran’a savaş açtırdı. Ölümünden sonra yerine Semiz Ahmed Paşa getirildi; ardından Lala Mustafa Paşa ile Koca Sinan Paşa arasında şiddetli bir iktidar mücadelesi yaşandı.

Duraklama Dönemi Hangi Antlaşma ile Başladı?

Bu dönemlendirmede başlangıç bir antlaşma değil, bir suikasttır. Yine de dönemin başını bir antlaşmaya bağlamak gerekirse akla Zitvatoruk Antlaşması gelir. DİA bu adı Zitvatorok biçiminde yazar. Antlaşma, 1593’te başlayan uzun Osmanlı-Habsburg savaşını bitirdi. Ansiklopediye göre 11 Kasım 1606’da Zsitva ile Tuna nehirlerinin birleştiği yerde imzalandı.

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre imparator ile sultan arasında “baba-oğul” ilişkisi kuruldu. Osmanlılar artık “Beç kralı” yerine “kayzer” ya da “çasar” unvanını kullanacaktı. Habsburglar yıllık vergi ödemeyecek, bir defaya mahsus 200.000 kuruşluk hediye gönderecekti. Ansiklopediye göre diplomatik teamüller bakımından Osmanlı üstünlüğü bu antlaşmayla ortadan kalktı. Osmanlılar maddesinde klasik dönemi yazan Feridun Emecen de antlaşmayı Osmanlı diplomasi tarihinde bir dönüm noktası sayar.

Dönemi sınavlara hazırlık için özetleyen aşağıdaki video, konuyu kısa bir tekrarla ele alıyor.

Duraklama Dönemi Padişahları ve Saltanat Yılları

Duraklama dönemi padişahları, 1574’te tahta çıkan III. Murad ile başlar ve Karlofça sırasında tahtta olan II. Mustafa ile biter. Aşağıdaki saltanat yılları, TDV İslâm Ansiklopedisi’nin padişah maddelerine göredir. I. Mustafa iki kez tahta çıktığı için tabloda iki tarih aralığıyla yer alır.

Padişah Saltanat Öne çıkan gelişmeler
III. Murad 1574–1595 İran savaşı (1578–1590), 1589 kapıkulu ayaklanması, Habsburg savaşının başlaması (1593)
III. Mehmed 1595–1603 Bizzat sefere çıktı; Eğri’nin fethi ve Haçova zaferi (1596)
I. Ahmed 1603–1617 On dört yaşında tahta çıktı; Zitvatoruk Antlaşması (1606), Celâlîlerin bastırılması
I. Mustafa 1617–1618, 1622–1623 Oğul yerine kardeşin tahta geçtiği ilk cülus; iki kez tahttan indirildi
II. Osman 1618–1622 Hotin seferi (1621); 1622 isyanında öldürüldü
IV. Murad 1623–1640 Revan (1635) ve Bağdat (1638) seferleri, Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639)
İbrahim 1640–1648 Girit seferi (1645); 1648’de tahttan indirildi
IV. Mehmed 1648–1687 Köprülüler dönemi (1656’dan itibaren), Kandiye’nin alınması (1669), Viyana Kuşatması (1683)
II. Süleyman 1687–1691 Belgrad’ın kaybı (1688) ve geri alınması (1690)
II. Ahmed 1691–1695 Salankamen yenilgisi (1691)
II. Mustafa 1695–1703 Zenta yenilgisi (1697), Karlofça Antlaşması (1699)

Duraklama dönemi boyunca tahta çıkanların bir kısmı henüz çocuktu. Ansiklopediye göre I. Ahmed ile II. Osman on dört, IV. Mehmed ise yedi yaşında padişah oldu. 1612’de doğan IV. Murad tahta çıktığında on bir yaşındaydı. Bu durum, vâlide sultanların ve saray çevresinin yönetimdeki ağırlığını artırdı.

Duraklama Dönemi Neden Başladı? Beş Temel Sebep

Dönemin ıslahat risaleleri, bozulmayı daha çok padişahların ve saray çevresinin hatalarına bağladı. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin III. Murad maddesi ise bu tablonun aslında iki büyük savaşın sonucu olduğunu belirtir. Aşağıdaki beş başlık, birbirine bağlı bu sebepleri sırayla ele alır.

İki Cepheli Uzun Savaşlar

İran ile 1578’de başlayan savaş, Ansiklopediye göre uzun ve yıpratıcı bir mücadeleye dönüştü ve ancak 1590’da bitti. Üç yıl sonra, 1593’te Habsburglara karşı yeni bir savaş açıldı. Batı literatüründe “Uzun Harp” diye anılan bu savaş, klasik Osmanlı yapısını derinden sarstı. Emecen’e göre iki cepheli savaş, ekonomik ve sosyal sebeplerle birleşerek sistemde derin yaralar açtı.

Ateşli Silahlar ve Değişen Ordu

Habsburg savaşı, 1596’daki Haçova zaferine rağmen Osmanlı askerî teşkilatının teknik yetersizliklerini açıkça gösterdi. Karşıda artık daha organize müttefik orduları vardı ve ateşli silahlar yaygın biçimde kullanılıyordu. Bu yüzden tüfek kullanmakta usta Anadolulu gençler, yani sekbanlar orduya alındı; tımarlı sipahinin önemi azaldı. Emecen’e göre bu değişim, zincirleme olarak bürokrasiyi ve malî yapıyı da dönüştürdü.

Malî Bunalım ve Bozuk Akçe

Savaşların malî etkileri Osmanlı piyasalarını derinden sarstı. Ansiklopediye göre bozuk akçe (züyuf akçe) meselesi yüzünden kapıkulu askerleri 1589’da İstanbul’da ayaklandı. İsyancıların istediği Rumeli Beylerbeyi Mehmed Paşa ile Başdefterdar Mahmud Efendi öldürüldü. Emecen, Keşifler sonrasında bütün Avrupa’yı saran iktisadi bunalımın da değişim içindeki Osmanlı sistemini zorladığını belirtir.

Celâlî İsyanları

Anadolu’daki isyanlar da savaş yıllarında büyüdü. Ansiklopediye göre ilk büyük Celâlî isyanını Karayazıcı Abdülhalim başlattı. 1596’daki yoklama sırasında Anadolu’ya kaçan 30.000 tımarlı ve kapıkulu askeri, âsilerin sayısını artırdı. Halkın köylerini bırakıp surlu şehirlere sığındığı bu yıllar, Osmanlı kaynaklarında “büyük kaçgunluk” diye anılır.

İsyanlar, Kuyucu Murad Paşa’nın 1607-1608’deki sert ve kanlı harekâtıyla yatıştırıldı. Kaynaklarda onun 60-70.000 kadar Celâlî’yi ortadan kaldırdığı rivayet edilir. Celâlîlerin sebeplerini ve liderlerini Osmanlı’da isyanlar ve sebepleri yazısında ayrıntılı anlattık.

Saltanat Usulünün Değişmesi ve Saray

XVII. yüzyılın başında tahta geçiş usulü de değişti. Ansiklopediye göre I. Ahmed’den sonra hanedanın en büyük üyesinin tahta çıkması, diğerlerinin ise sıkı gözetimde tutulması eğilimi güçlendi. Böylece “ekberiyet” usulü yerleşti ve hanedan, vâlide sultanlar, damatlar ve vezirlerle paylaşılan bir iktidar yapısına büründü. Bu yapının en tanınmış isimlerinden biri, IV. Murad ile İbrahim’in annesi Kösem Sultan oldu. Torunu IV. Mehmed’in ilk saltanat yıllarında da nüfuzunu sürdürdü ve 1651’de sarayda öldürüldü.

Duraklama dönemi yazısının temsilî görseli: eski İstanbul’da sebil önünde fesli erkekler, hamallar ve satıcılar
Eski İstanbul’da bir sebil önünde gündelik hayat (temsilî görsel)

Islahat Girişimleri: II. Osman’dan Köprülülere

Duraklama dönemi, aynı zamanda ıslahat denemelerinin de çağıdır. 1618’de on dört yaşında tahta çıkan II. Osman, Hotin seferinden sonra hacca gitmek üzere hazırlık yaptı. Bu hazırlık, onun Anadolu’dan asker toplayıp yeniçerileri ortadan kaldıracağı yolunda abartılı haberlere yol açtı. Ulema ve kapıkulu birleşti; genç padişah Mayıs 1622’de tahttan indirilip Yedikule’de boğularak öldürüldü.

Ansiklopediye göre onun her alanda büyük ıslahat isteyen bir hükümdar olarak tanınmasında, karşıtlarının bakışını yansıtan kroniklerin de payı vardır. Kardeşi IV. Murad ise Mayıs 1632’den itibaren yönetimi tam anlamıyla eline aldı ve zorbaları ortadan kaldırdı. Kahvehaneleri yıktırdı, tütünü yasakladı. Revan ve Bağdat seferlerinden sonra 17 Mayıs 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması, İran savaşlarına son verdi.

Ansiklopediye göre devletin toparlanması ise Köprülü Mehmed Paşa’nın sadaretiyle mümkün oldu. Köprülü, 15 Eylül 1656’da sadrazamlığa getirilirken bazı şartlar öne sürdü. Sunacağı her telhisin uygulanmasını, atamalarına karışılmamasını ve yetkilerinin kısıtlanmamasını istedi. IV. Mehmed ile Vâlide Turhan Sultan bu şartları yeminle kabul etti.

Köprülüler döneminde devlet yeniden fetihlere girişti. Emecen’e göre 1663’te Slovakya’da Uyvar alındı ve batıda en geniş sınırlara ulaşıldı. Ansiklopediye göre 1669’da Kandiye’nin alınmasıyla yirmi beş yıllık Girit meselesi de çözüldü. 1672’de ise Kamaniçe alındı.

Duraklama Dönemi Nasıl Sona Erdi? Viyana’dan Karlofça’ya

Köprülüler dönemindeki ilerleyiş, 1683’teki Viyana Kuşatması’yla doruğa ulaştı; ancak kuşatma başarısız oldu. Emecen bu kuşatmayı ve sonrasını Osmanlılar için “tam bir felâket” diye niteler. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Belgrad’da idam edildi; Uyvar 1685’te, Budin 1686’da kaybedildi. Avusturya ile başlayan savaş, Lehistan, Venedik ve Rusya’nın katılmasıyla çok cepheli bir mücadeleye dönüştü.

1687’deki Mohaç yenilgisinden sonra ayaklanan ordunun baskısıyla IV. Mehmed tahttan indirildi. Ardından 1691’de Salankamen, 1697’de Zenta bozgunları geldi; Salankamen’de sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa şehit düştü. Ansiklopediye göre Zenta yenilgisi, Venediklilerin Mora’dan kuzeye ilerlemesi ve Rusların 1696’da Azak’ı alması Osmanlıları yeniden barış istemeye zorladı.

Karlofça Antlaşması’nın Şartları

Barış görüşmeleri, İngiltere ve Hollanda elçilerinin aracılığıyla Karlofça’da yürütüldü. Osmanlı heyetinin başında Reîsülküttâb Râmi Mehmed Efendi vardı. Antlaşma 26 Ocak 1699’da imzalandı. Ansiklopediye göre Tımışvar (Banat) dışında Erdel dahil bütün Macaristan Avusturya’ya bırakıldı.

Lehistan ile yapılan antlaşmada Osmanlılar Podolya’yı boşaltmayı kabul etti; Kamaniçe Kalesi’nin de boşaltılıp yıkılması kararlaştırıldı. Venedik ile on altı maddelik ayrı bir barış imzalandı. Rusya ile ise yalnızca iki yıllık bir mütareke yapılabildi; Azak, 1700’de İstanbul’da imzalanan antlaşmayla Rusya’ya bırakıldı. Avusturya ile yapılan antlaşma yirmi beş yıl geçerli olacaktı; Zitvatoruk’taki eşitlik ilkesi de bir kez daha kabul edildi.

Karlofça maddesini yazan Abdülkadir Özcan’a göre antlaşma, Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası kabul edilir. Emecen de antlaşmanın, 1526’dan beri mücadele edilerek genişletilen sınır bölgelerinin kaybıyla sonuçlandığını yazar. Ders kitapları bu yüzden duraklama dönemini Karlofça ile kapatır ve sonraki çağı gerileme dönemi olarak anlatır. Yine de Özcan, Osmanlı heyetinin masada zayıflık göstermediğini ve kayıpları geri alma stratejisini koruduğunu vurgular.

Duraklama Dönemi Kavramı Neden Tartışmalı?

Duraklama dönemi fikrinin kökü, dönemin kendi yazarlarına uzanır. XVII. yüzyılda Koçi Bey, Kâtib Çelebi ve Hezarfen Hüseyin Efendi gibi yazarlar, devlet işlerindeki aksaklıkları anlatan nasihatnameler kaleme aldı. Ansiklopediye göre bu yazarlar, “kānûn-ı kadîm” denen eski düzenin bozulduğunu söylüyordu. Koçi Bey, bozulmanın başlangıcını çoğu zaman Kanuni devrine ve özellikle III. Murad’ın son saltanat yıllarına götürür.

Koçi Bey’in en çok üzerinde durduğu konu, tımar ve zeamet düzeninin bozulmasıydı. Ansiklopediye göre onun IV. Murad’a sunduğu risalenin, padişahın 1632’den sonraki icraatını etkilediği Hammer ve Ahmed Vefik Paşa gibi yazarlarca kabul edilir. Hammer, Koçi Bey’i “Türk Montesquieu’sü” diye adlandırır. Emecen’e göre bu ıslahat yazarlarının görüşleri daha sonra modern değerlendirmelere de yansıdı.

Bugünkü tarih yazımı ise bu bakışa temkinle yaklaşır. Ansiklopediye göre Koçi Bey’in eski düzene dönüşle kurtuluş umudu, günümüz tarihçilerince geçmişteki bir altın çağa romantik bir özlem olarak görülür. Aynı maddede Halil İnalcık’a dayanılarak, ateşli silahlar karşısında tımarlı sipahinin eski değerini yitirdiği hatırlatılır. Koçi Bey ve çağdaşı ıslahat yazarlarının bunu henüz fark edemediği belirtilir.

Emecen de benzer bir değerlendirme yapar. Ona göre ıslahat yazarları, değişimin pek farkında olmadan çözümü eski kanuna dönüşte gördü. Oysa işin içindeki vezirler ve bürokratlar bunun çözüm olamayacağını açıkça görüyordu. Onların pragmatik tedbirleri, II. Osman’ın kanlı bir ihtilalle devrilmesi gibi olaylara rağmen uzun vadede rahatlatıcı oldu. Ansiklopedinin Osmanlılar maddesi de 1300-1774 arasını tek bir “klasik dönem” başlığı altında anlatır.

Bu tartışma, dönemde ciddi sorunlar yaşanmadığı anlamına gelmez. Zitvatoruk’ta Habsburglar karşısındaki diplomatik üstünlük kayboldu, 1683’ten sonra da büyük toprak kayıpları yaşandı. Ancak aynı yüzyılda Girit alındı ve batıda en geniş sınırlara ulaşıldı. Bu yüzden dönemi bir “durma” değil, zorlu bir değişim ve uyum süreci olarak okumak daha açıklayıcıdır.

Sık Sorulan Sorular

Duraklama dönemi hangi olayla başlar?

Ders kitabı dönemlendirmesinde başlangıç, Sokullu Mehmed Paşa’nın 12 Ekim 1579’da bir suikast sonucu ölümüdür.

Duraklama dönemi padişahları kimlerdir?

Duraklama dönemi padişahları on bir kişidir. Bunlar sırasıyla III. Murad, III. Mehmed, I. Ahmed, I. Mustafa, II. Osman, IV. Murad, İbrahim, IV. Mehmed, II. Süleyman, II. Ahmed ve II. Mustafa’dır.

Duraklama dönemi ne zaman sona erdi?

Dönem, 26 Ocak 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması ile sona erer.

Zitvatoruk Antlaşması neden önemlidir?

Antlaşmayla Habsburg imparatoru padişahla eşit sayıldı. DİA’ya göre Osmanlıların diplomatik üstünlüğü bu antlaşmayla sona erdi.

Köprülüler dönemi neden önemlidir?

Köprülü Mehmed Paşa 1656’da şartlı olarak sadrazam oldu. Onun ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa’nın döneminde devlet toparlandı, Girit alındı ve batıda en geniş sınırlara ulaşıldı.

Sonuç

Ders kitaplarındaki çerçeveye göre duraklama dönemi, 1579’da Sokullu Mehmed Paşa’nın ölümüyle başlar ve 1699’da Karlofça Antlaşması ile biter. Bu yüz yirmi yılda on bir padişah tahtta oturdu. İki cepheli savaşlar, ordudaki dönüşüm, malî bunalım ve Celâlî isyanları devleti zorladı. Köprülüler döneminde ise devlet toparlandı ve batıda en geniş sınırlarına ulaştı.

Bu yüzden duraklama dönemi, bugün bir durgunluktan çok zorlu bir dönüşüm çağı olarak okunuyor. Kavramın kökü ise eski düzeni özleyen dönemin ıslahat yazarlarına uzanır.

Kaynaklar

“Osmanlı’da Duraklama Dönemi Neden Başladı?” üzerine bir yorum

Yorum yapın